ANKARA - Ekrem İmamoğlu'na yönelik operasyonu "19 Mart Vakası" olarak isimlendiren Ekonomist Prof. Dr. Ahmet Şahinöz, bunun maliyetinin ağır olacağını belirterek, "Bu vakanın ekonomiye maliyeti, tıpkı Eylül 2001 vakasında olduğu gibi olacaktır" dedi.
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun gözaltına alınıp tutuklanmasının ardından finans piyasasında dalgalanmalara neden oldu. Süregelen krizin etkisini ağırlaştıran dalgalanma, bayram tatilinin araya girmesiyle şimdilik dursa da hükümetin yarattığı siyasi iklimin etkisiyle nerede duracağı ise belirsiz. İktidarın ekonomiyi olumsuz etkileyen siyasi hamlelerini "siyasi yanlışlar" olarak niteleyen Ekonomist Prof. Dr. Ahmet Şahinöz, "Siyasi yanlışların ekonomiye faturası çok ağır olacaktır" dedi.
İktidarın İstanbul Büyükşehir Belediyesi operasyonuyla muhalefete yönelik başlattığı siyasi operasyonu Mezopotamya Ajansı'na (MA) değerlendiren Şahinöz, yapılan operasyonun ardından Merkez Bankası'nın döviz kurundaki dalgalanmaya 25 milyar dolarlık müdahalede bulunduğunu söyledi. Bu müdahalenin kura müdahalede yeterli olmayacağının altını çizen Şahinöz, yükselen kurun, artan borcun Türkiye ekonomisini daha da zora sokacağına vurgulayarak, bu durumun halkın yoksullaşmasını derinleştireceğini ifade etti.
Bedelinin emekçi ve emeklilere ödetilen süregelen ekonomik krize karşı 2023'te bir dezenflasyon politikasının uygulandığını, bunda belirli ilerleme de kaydedildiğini belirten Şahinöz, "Enflasyonda, cari açıkta sağlanan olumlu, pozitif gelişme; '19 Mart Vakası' dediğim bu vakada, maalesef ekonomide yaratılan türbülansla altüst olmuştur. Yani, Ekrem İmamoğlu'nun aniden tutuklanması, diplomasının anlaşılmaz bir şekilde yok sayılması, toplumda tepki olarak bir karşılık bulmuştur. Çünkü toplumda bir hukuksuzluk, adil yargılama konusunda şüphe olduğu zaman, bu tür vakalar, olaylar tepki topluyor. Geçmişte de böyle olmuştur. Şimdi, bu türbülans Türkiye ekonomisini krizin kıyısına getirmiştir, ama krizin kıyısında durdurulmuştur" ifadelerini kullandı.
'SİYASİ YANLIŞLARIN FATURASI AĞIR OLACAK'
"Nasıl durdurulmuştur?" sorusunu sorarak sözlerini sürdüren Şahinöz, "Büyük bir maliyet ödenerek durdurulmuştur. Merkez Bankası, 19 Mart'ta doların 36 TL'den bir anda yüzde 12 artarak 44 TL'ye çıkan kura müdahale etmiştir. Yani, böyle bir türbülans, bu ekonomiyi kesin krize götürürdü, eğer dolar o seviyede kalmış olsaydı. Merkez Bankası bunu önleyebilmek için 25 milyar dolarla piyasaya müdahale yapmıştır. Bu maliyet, 25 milyar dolar, bu ülkenin kıt kaynağıdır" diye konuştu.
Türkiye'nin kaynak açısından kıt, sermaye açısından yoksul bir ülke olduğunu ifade eden Şahinöz, bu paranın ciddi bir kayıp olduğuna işaret ederek, "Bu tür kaynaklar, özellikle dış kaynaklar, Türkiye dış kaynak olmadan istikrarlı bir şekilde büyüyemez. Sermaye yoksulu bir ülke olduğundan, yatırımlarını finanse edecek tasarrufları yoktur. Bunun için dış kaynaklar, Merkez Bankası için kutsal kaynaklardır. Bunları biz ne yapıyoruz? O türbülans nedeniyle 25 milyar doları yok ediyoruz. Aynı şekilde altın fiyatları 4 bin TL'nin kapısından dönmüştür. Buna karşılık ekonominin can damarı olan borsa bir anda zayıflamaya başlamış ve borsa endeksi 1000 puandan 900 puana düşmüştür. Bu ne demektir? Şirketler, firmalar bir anda 2 trilyon TL'lik bir değer kaybına uğramıştır. Tüm bunları topladığınız zaman, emin olun yapılan bu siyasi yanlışların ekonomiye faturası çok çok ağır olacaktır" şeklinde konuştu.
'DIŞ BORÇLANMA YÜKSELECEK'
Son iki yıldır uygulanan ağır ekonomik politikalarla yüzde70'lerden yüzde 40'lara düşürülen enflasyonun siyasi bir vakayla boşa gittiğini söyleyen Şahinöz, bu olayın yansımalarının önümüzdeki aylarda daha net görüleceğini vurguladı. Şahinöz şöyle devam etti: "Yükselen döviz kurları ne yapacaktır? Enflasyonu yeniden yukarıya doğru itecektir. Türkiye'nin bu ekonomik türbülans nedeniyle, yani 19 Mart Vakası nedeniyle kredi risk primi yükselmiştir; 250'lerden tekrar 380’lere kadar yükselmiştir. Bu ne demektir? Devlet dışarıdan daha zor ve daha yüksek faizlerle borçlanabilecektir. Borçlanmak zorundadır. Çünkü Türkiye'nin bir yıl içerisinde yaklaşık 200 milyar dolarlık taze dövize gereksinimi vardır. Firmalar zor durumda kalacaktır, çünkü onlar da yüksek faizle borçlanacaktır. Borçlarının geri ödenmesi için firmalar, şirketler, piyasadan daha yüksek fiyatlarla döviz alıp borçlarını ödeyecektir. Bu da firmalara bir yüktür. Tüm bunların sonucunda, Türkiye'nin dışarıya hem borçlanması yükselecek, hem de borçlanmanın maliyeti artacaktır. Ama en önemlisi nedir, biliyor musunuz? Türkiye ekonomisine duyulan güven zedelendi. İçerideki yatırımcı, borsadaki portföy yatırımcısı çekip gitmiştir ve kolay kolay da Türkiye'ye yatırım yapmayacaklardır. Ne portföy yatırımı ne de doğrudan yabancı sermaye yatırımı. Yani düşünün, -Siyasi bir kararın, 19 Mart vakası tamamen siyasi bir vakadır- bu vakanın ekonomiye maliyeti, tıpkı Eylül 2001 vakasında olduğu gibi olacaktır."
'İCRA DAİRELERİNDE 23 MİLYON DOSYA VAR'
Mevcut ekonomi yönetiminin enflasyonu aşağıya çekmek için halkı sürekli olarak yoksullaştırıldığını söyleyen şunları kaydetti: "Halkı sürekli olarak yoksullaştırıyorlar. Vatandaş kredi kartlarına dayalı yaşıyor. Bakın, son bir yıl içerisinde ihtiyaç kredileri yaklaşık yüzde 50 oranında artış gösterdi. Geçinemeyen vatandaşlar, kredi kartlarına yükleniyor ve kredi kartları ile borçlanıyor. Bütün bunlar, vatandaşın borçlanacağını, borçlarla birlikte geri ödemelerin zayıflayacağını ve vatandaşın geri ödeme olanağının kalmayacağını gösteriyor. Geri ödemeyince de yasal takipler başlayacak. Nitekim son 1 yıl içerisinde yasal takibe düşen kişi sayısı 1 milyon 400 bin kişi arttı. Şu an icra dairelerinde yer kalmadı. İcra dairelerinde 23 milyon dosya var. Bunlar daha da artacak. Peki, siyasi iktidarın bunlara çözümü var mı? Bence çözüm yok."
'VATANDAŞIN CANINA TAK ETTİ'
Siyasi iktidarın son 20 yıldaki politikalarının çözüm getiremediğini vurgulayan Şahinöz, son krizin yurttaşların tepkisine neden olmasını şöyle anlattı: "Perşembe'nin gelişi Çarşamba'dan bellidir. Hükümet diyor ki enflasyonu dizginleme politikalarıma devam edeyim ve bunun maliyetini de emeklilere, emekçilere ödeteyim. Ondan sonrada seçimden bir yıl önce ücretlilere şöyle güzel bir zam yapayım. Bizde biraz balık hafızası var. Ama bu sefer yoksullaşma o kadar derinleşti ki artık vatandaşın bunu kolay kolay unutacağını zannetmiyorum. Yani insanların sokaklara çıkması, özellikle gençlerin halkın sokağa çıkması, Gezi olaylarından sonra bunu yeniden başlatabilmesi, demek ki vatandaşın canına tak etmiştir. Bu sefer zannediyorum ki unutmayacaktır."
MA / Melik Varol